Oradaydık Ama… – 14 Ocak 2016

0
989

12486037_1144998212198077_8392208610700908114_o

Öncelikle menfur terör olayında hayatını kaybedenleri anarak ve olayda suçu olanları tekrar lanetleyerek başlamak istiyorum.
.
Ardından da ülkemize ve özellikle sektörümüze sabır diliyorum. Ümit ederim ki benzeri acılarla asla karşılaşmayız, olumsuz sonuçları da en kısa zamanda giderilir. Meslektaşımız Sibel Şatıroğlu’nun da hemen sağlığına tam olarak kavuşmasını tüm kalbimizle diliyoruz.
.
Böyle anlarda “birlik ve beraberlik” çok gerekli olduğu için kurumları ve yöneticilerini eleştirmek genelde sert tepki alır.
.
Ancak eksikleri veya fazlaları dile getirmek her zaman yararlıdır düşüncesiyle kurulan bu sayfada, bazı konulardan kaçınmak olmaz dedik.
.
İRO’dan gelen mesajı çok sevmiştik. Odamız bizleri bir araya getirecek ve Hipodrom’a karanfil bırakacaktık. Oraya gittiğimizde ise bu organizasyonun İRO tarafından yapılmadığını bizim de diğerlerinin yanında katılımcı olduğumuzu anladık. Bunun da hiç sakıncası yoktu. Önemli olan orada olmaktı. Zaten belki de duyuru metinlerini dikkatli okumadık, net anlamadık. Olayın üzüntüsüyle bu ayrıntıların üzerinde durmamamız zaten normaldi.
.
Yapılan protokol konuşmalarında belki durum netleştirilmiştir ancak ilk birkaç sıra dışında kimse bunları duyamadığı için dikkatimizden kaçan çok şey mutlaka olmuştur.
.
Bu noktada kafamızı karıştıran, ana nokta ise İRO pankartının ön plana çıkartılması oldu.
Kuşkusuz kalabalık etkinliklerde bir meslek grubunun toplanacağı noktada kendini belli eden işaretlerin varlığı çok doğaldır. Ancak bir karanfil bırakma eyleminde Acentalar ve Oteller gibi maddi olanakları yüksek ve reklam eğilimlerinin yoğun olduğunu düşündüğümüz kurumların bile koyu renk kıyafet ve kırmızı karanfiller dışında bir simge kullanmadığını gördük. Dikilitaş’a sadece üzüntü mesajları ve karanfiller bırakılmışken sadece İstanbul Odamız sanki biraz yas sadeliğini aştı gibi bir izlenim yarattı.
.
Sultanahmet kuşkusuz bizlerin, hepimizin, hangi odaya üye olursa olsun tüm meslektaşlarımızın ders kitabı, işyeri, ekmek parası; yıllarımızı geçirdiğimiz, önceleri farketmesek de turdan tura çektikleri fotolarımızı bize yolladıklarında saçlarımızın ağarışına şahit olduğu yuvamız orası…
Yuvamızı bırakmadığımızı bilmeyenlere de belli etmek istiyorsak “Turkish Tour Guides” gibi bir küçük yazı olsa yeter de artardı. İRO logolu Barış vb yazıları amaca çok uygun şekilde yerlerini buldu.
Bu bakış biraz benimsense (Antalya’dan İstanbul’a gelen TUREB Başkanı’nın da yanında) tüm rehberleri kapsayabilen, en büyük kurum da olsa çatı örgütümüzün önüne çıkmadığı, hatta kimsenin kimsenin önüne çıkmadığı, en azından acı karşısında tevazuda birleştiğimiz bir toplantı olurdu.
.
Uluslararası platformlarda da o Türkçe pankartın zaten hiç anlaşılmadığını ve dolayısıyla gönül birliği mesajımızın da yerine tümüyle ulaşamadığını eklemek şart.
.
Kurumlar ve kitleler adına hareket ettiğimizde ne yapacağımızı tam bilmiyorsak, azıcık sağa sola bakmak, duruma uygun davranmak ve aşırılıklardan kaçınmak en doğrusu olur diye bir öneriyle tamamlayalım.
Bir daha Ülkemiz ve insanlık benzeri acılar yaşamasın dileğimizi tekrarlayalım.
.
Rumuz: Sahih-i Enderûni

 

 

CEVAP VER