5 Aralık’ta Neler Oldu?

0
2384

6 Aralık gecesi platforma düşen mesajla haberdar olduğumuz, muhtemelen gelecekteki birkaç ayın da gündemini oluşturacak, unutulmayacak bir olay yaşandı.

1 Aralık 2016 Perşembe günü 16:09’da,  Yılmaz Ermi Kalyoncu meslektaşımız şu sözleriyle bir davette bulundu;

“rehberlerin geçtiği bu zor dönemde ücretsiz eğitim gezilerinin düzenlenmesi taraftarıyım.Benden birkaç rehber arkadaşım bu turu istemişlerdi.Bende kendisini bölgede geliştirmek ve bilgisine bilgi katmak isteyen arkadaşlara Fener-Balat-Ayvansaray gezisi düzenlemeye karar verdim.Turum ücretsiz olacaktır.Ancak kulaklık sistemi gerekmektedir.O da sanırım 3 tl.Kulaklıkçıyı çağrırım ona direk ödersiniz”

Ardından kırk dakika geçmeden (16:48) bizim haklarımızı savunması icap eden İRO’nun şu postası ulaştı;

“Meslektaşımız Ahmet Faik Özbilge eğitmenliğinde düzenlenecek
Fener-Balat-Ayvansaray Eğitim Gezimizin ayrıntıları aşağıdadır… Geziye katılmak isteyen üyelerimizin, aşağıda belirtilen
hesaba ödemesini yaparak kayıtlarını gerçekleştirmeleri rica olunur… Ücret: 30 TL (KDV Dahil)”

Peki sonra neler oldu? Onu da bir görgü şahitinden dinledikten sonra sorularımızı hep beraber sorarız.

Diyelim ki ben İRO üyesi profesyonel bir turist rehberi olarak, TUREB platformu üzerinden meslektaşlarımla bilgilerimi paylaşmak amacıyla, bir kuruş para istemeden, sadece rehberlere yönelik bir eğitim gezisi yapacağımı duyuruyorum. Buluşma noktasını, buluşma saatini vs hep bu platform üzerinden duyuruyorum.

Sonra bilgilerimi paylaşırken, bizim orada olacağımızı benim platforma yolladığım e-postadan öğrenen İRO, buluşma noktamızın yakınında bir yere denetmen yolluyor. Hem de yıllardır “kolluk gücü olmadan denetleme yapamıyoruz” diye yüzlerce kaçak rehberi denetleyemeyen İRO’nun, yanında kolluk kuvveti olmayan denetmenleri bana sözleşme soruyor.
Şimdi ben şunları merak ediyorum:
– Üyelerinin aidatlarıyla ayakta duran bir meslek odasının asli görevi, üyelerini usulsüz olarak, yanında kolluk kuvveti olmaksızın denetlemek midir?
– Bir kuruş para almadan bilgilerini, tecrübelerini meslektaşlarıyla paylaşmak isteyen bir rehber, yanında sözleşme bulundurması gereken turistik ticari bir tur mu yapmaktadır?
– Diyelim ki bu rehber haksızlık, usulsüzlük yapıyor, diyelim ki meslektaşlarıyla bilgilerini böyle bir eğitim gezisiyle paylaşmaya yetkisi, hakkı yok. Bir meslek odasının görevi, yanlış yapmak üzere olduğunu gördüğü üyesini önceden uyarmak mıdır yoksa suçüstü yapıp düşmanca bir tutumla denetim ekibini (tekrarlıyorum, yanında kolluk kuvveti olmayan denetim ekibini) bu üyesinin üzerine yollamak mıdır?
İRO, dün sevgili Yılmaz Kalyoncu’nun bütün iyi niyetiyle, bilgilerini meslektaşlarıyla paylaşmaktan başka amaç taşımadığı Fener Balat eğitim gezisine denetmen göndererek inanılmazı başarmıştır. Tur yok, para yok, ticari faaliyet yok, müşteri yok, sadece ve sadece bilgi paylaşımı var, bilgisini hiçbir karşılık beklemeden paylaşmak isteyen bir rehber var, kaçak rehberlere gelince “kolluk kuvveti olmazsa denetim olmaz” diyen İRO, bilgi paylaşan rehbere denetim ekibi yolluyor. 
Biz meslek örgütümüze yönetici seçtik sanıyorduk, meğer hakkımızı koruyacak yönetici yerine bizi sırtımızdan vuran, cezalandırmaya çalışan insanların insafına kalmışız.
Vah vah!!!”

 

Ben de soruyorum;

İkisi de aynı tur. Neden peki? Hayri’nin intikamı mı? Bunlar aynı şeyler mi? Birinin hata yapması senin de hata yapmanı mı gerektirir? Siz meslek örgütünü böyle suistimallerle mi yürüteceksiniz?
ötekine geçelim;
Peki siz,
* Aralık ayı denetim programını ne zaman yaptınız?
* Listede Fener var mı?
* Bu denetim için emniyetten polis desteği ne zaman istenmiş?
bunları da bizimle paylaşır mısın?
Bir ses bu denetimin 2 Aralık günü kurgulanmış diyor bana. Zira resmi yazışmaları da o gün yapılmalı ki 1 iş günü sonra bu denetim gerçekleşebilsin çünkü aynı gün 16.00’dan sonra başvuru yapmanız mümkün görünmüyor emniyete. Sonrasında da hafta sonu giriyor zaten.
Bence; Platformda kendilerini savunmaya çalışan Hakan da, Tolga da gerçeği bizlerden saklıyorlar.
Evet bu denetim özel talimatla bir kişiyi hedef alarak yapıldı ve iddia edildiği gibi genel denetim değildi.  Gerçek ortaya çıkar bir gün) Hoş ona da gerek yok ya, zira Hakan bunu daha önce de yapmıştın. Elinde olmayan belgeleri var gibi gösterip yalan söylemiştin. Ben şaşırmadım müdür. Sen de kendine şaşırma..
Kanaatimce, bu eylem iki yönüyle suçtur. Birincisi Serhan’ın dediği gibi görevi kötüye kullanma, ikincisi kişinin anayasadan gelen özgürlük hakkını (Eğitim de bunun içinde sayılabilir) tahdit. Fikrin sahibi birinci dereceden, sizler de saklamaktan suç işliyorsunuz. Eldeki veriler ile iyi nitelikli bir savcı bu konuyu çözer.
İlgililerini ve savcıları göreve davet ediyorum. Zira bakın kanun ne diyor;
GÖREVİ İHMAL (m. 257/2) : GÖREVİNİN GEREKLERİNİ, YAPMAKTA İHMAL VEYA GECİKME GÖSTEREREK, KİŞİLERİN MAĞDURİYETİNİ VEYA KAMU ZARARINA NEDEN OLMAK, YA DA KİŞİLERE HAKSIZ BİR KAZANÇ SAĞLAMAKTIR.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA (m. 257/1) :  GÖREVİNİN GEREKLERİNE AYKIRI HARAKET ETMEK SURETİ İLE, KİŞİLERİN MAĞDURİYETİNE VEYA KAMUNUN ZARARINA NEDEN OLMAK YA DA, KİŞİLERE HAKSIZ BİR KAZANÇ SAĞLAMAKTIR”

Hasan Barış Partal Kavala

CEVAP VER