Her zaman turistlerimize gururla gösterdiğimiz, Rum kökenli Gelibolu şehidimiz diye yıllarca bildiğimiz alay tabibi Dimitri’nin mezartaşı üç yıl oldu yerinde yok.


..
.
.
.
.
.
Bu konu ilk duyulduğunda tartışma konusu olmuş, hatta televizyonlarda haber olmuştu. Yapılan eleştirilere karşı gelen savunmada alay tabibi Dimitri’nin 57. alayda olmadığı söylenmiş ve konu böylece kapatılmıştı.
Gerçekten 57. alayda mıydı yoksa Çanakkale’ye hiç mi gelmemişti bilinmez. Ama Türk ordusunun içinde herzaman sadık azınlık subayları olmuştur. Eski Türk filmlerine konu olan Istanbul’da faaliyet gösteren kuva-i milliyecilerin icinde kaç tane Agop oldugu bilinmez.
Elin Aussie’si, Kewe’si onca yoldan gelip dedelerinin isimlerini bulup, önünde saygı duruşunu yapabiliyor da, bizimkilerin hepsinin “adı mehmet”, “soyadları memleket” oluyor? Zaten bizim kayıtlarımızda şehit askerlerimizin isimlerinin çok küçük bir bölümüne rastlanıyor olduğu bir sır değil. Onun için isimleri topluca bir yere yazamıyoruz Fransız ya da İngiliz anıtlarında olduğu gibi. Kaldi ki Gelibolu’daki şehitliklerin birkaç tanesi dışında hiçbiri gerçek yerinde değil.
Ben turlarımda bunun sebebini şöyle açıklıyorum. “Müttefik askerleri paralı askerdiler. Hizmetleri karşılığı ödenek alırlardı. Maaş kayıtları düzenli olduğundan kim hangi bölükte bilinirdi. Bizde ise gönüllüğe dayanıyordu çoğunlukla.” diyor ve yırtmaya(!) çalışıyorum. Yoksa savaşa katılan askerlerin bir isim listesinin yapılmadığını düşünmek bile istemiyorum.
Gelibolu deniz ve kara savaşlarının emperyalizme karşı tüm vatanseverlerle birlikte yapılmış ikinci Truva savaşı olduğuna dikkati çekeriz değil mi? Mesela ben takılmışımdır şu Agamemnon zırhlısına. Golyat gelmez de gözümün önüne, Agamemnon gelir. Bu kadar mı rastlantı olur, kalk sen topu topu bir tane savaş gemisi yolla Çanakkale’ye, adını da Agamemnon koy geminin. Buna ancak 90larda vurulan (adını Golyat’i batıran Muavenet zırhlısından alan) Muavenet savaş gemimizin kazara(!) vurulmasına inandığım kadar inanırım.
kalin saglicakla
Barış H. Partal
