Gündem sarsılmaya devam ediyor

0
1156

Birlik başkanı Ahmet Zeki Apalı’nın son haftaya damgasını vuran birlik delegelerine hitaben yayınladığı zorunlu açıklamaları gündemi sarsmaya devam ediyor.

En büyük odanın iki yk üyesinin disipline sevkedildiği bilgisinden başka onlarca konuya açıklık getiren metinleri buradan yayınlamak ne kadar doğru olur tartışılır. İdeal delegenin anlayışım çerçevesinde CSMT kanalları üzerinden seçmenlerime ulaştığımı düşünerek aşağıdaki söyleşiye yer vermek istiyorum.

 

Barış: Merhaba Esmeray, hoş geldin.

 

Esmeray: Hoş bulduk sana da merhabalar Barış. Verdiğin bu fırsattan dolayı çok teşekkür ederim.

 

B: Biliyorum söylemek istediğin çok şey var fakat dilersen seni tanımayan meslektaşlarımız için kısaca kendinden bahsederek mi başlasak?

 

E: Hay hay.. 1965 İstanbul, Süleymaniye’de doğdum, Cihangir’de büyüdüm. İlkokulu Firuzağa’da, liseyi Sangt Georg Avusturya Lisesinde okudum. İ.Ü. Almanca Öğretmenliği bölümünü bitirdim. 31 ve 25 yaşlarında, kendileri ile gurur duyduğum, iki çocuk annesiyim. Halen İstanbul’da ikamet etmekteyim ve haliyle İstanbul Rehberler Odası üyesi ve de TUREB nezdinde delegesiyim.

Yeni terminoloji ile “ruhsatnamemi” Bakanlığın sınavlarını kazanarak eğitim gördüğüm 1986 yılında aldım ve halihazırda ülkesel çapta ve Almanca lisanında aktif, turist rehberiyim. Aslında müsaade edersen benim bu günlere gelmemde katkıları olanları kısaca anarak şükranlarımı sunmak isterim bu fırsattan istifade ile

 

B: Tabii lütfen arzu ettiğin gibi, gönlünden geçtiği gibi konuşabilirsin.

 

E: Babam eski turizmcilerden biridir. Ben de 1982 senesinde, yaz tatillerinde, turizme, otel kısmıyla adım attım. Sonrasında üniversite eğitimime paralel turist rehberliğini, ustalarımdan öğrendim. İnan bana Usta-çırak öğretisinde paha biçilemez kazanımlarım oldu. Maalesef bugün aramızdan ayrılmış olan ustalarım; Merih Şeker Abim’e (Lintur), Talat Sözener Abim’e (Turrama), Ayhan Yazgan Abim’e(Tura), dayım Sezai Yalçınkaya’ya (Polo), Biçen Orak Abim’e minnettarlıklarımı tekrar tekrar sunuyorum, mekanları cennet olsun… Allah güzel ve uzun ömürler versin Mahmut Uğurlu Abim’e, Seha Aksu Abim’e, Nüket Bartın Ablam’a da çok şey borçluyum.

 

B: Peki sevgili Esmeray, bildiğim kadarıyla şu anda en üst mesleki örgütümüz olan TUREB’in beş yönetim kurulu üyesinden birisin. Kısaca hangi görevlerde bulundun bizlerle paylaşır mısın zira ileride yapacağın açıklamaların ne derece sağlıklı olduğunu okuyucularımızın kavramasını arzu ediyorum.

 

E: Kanun çıkmasından hemen önce 2011’den 2015’e kadar İRO Yönetim Kurulu üyeliği, 2015 yılının son sekiz ayında ise İRO Başkan Yardımcılığında bulundum. Bu esnada 2013-2016 arasında TUREB Disiplin Kurulu üyeliği ve 2016’dan bu yana da TUREB YK üyeliği görevlerinde bulundum. Her ne kadar benim hakkımda özellikle beni tanımayan meslektaşlar, beni tanımayan meslektaşlara “Şerif Yenen taraftarı” , “Sedat Bornovalı taraftarı” , “Zeki Apalı” ve “RİŞ” -bu arada bahsettiğim öz RİŞ’tir. Tarumar edilip tekelleştirilmiş şimdiki değil- ne de onun karşıtlığı gibi yaftaları üzerime yapıştırmaya çabalamış ve bunu hâlâ sürdürmekte olanlar varsa da, “hiç kimsenin adamı olmadığımı” benimle çalışanlar bilir. Ha, bazıları bunu itiraf edemezler çünkü onların yapmaları gerek işleri de ben yaptığım olmuştur. Başarıya sahip çıktıklarında da sesimi çıkarmayıp “yeter ki iş görülsün, yürüsün” demişliğim vardır. Demek istediğim sevgili Barış tüm bu az önce söylediğim görevleri ifa ettiğim süreç içerisinde camiamızın yönetim bölümüne girdiğim andan bu yana, değişik meslektaşlarla birlikte ve/veya paralel çalışma fırsatı buldum. Yaşadıklarım, şahit olduklarım ve gözlemlediklerimi tüm camiamızla paylaşmak istiyorum müsaadenle.

 

B: Söz senin Esmeray, seni dinliyorum.

 

E: Her şeyden önce Odalarımız ve Birliğimizde, gerçekten çalışan ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir azınlığın yanında arkadaş, akraba, antipatik, sempatik vs kişisel yargıları ile nifak ve dedikodu üretmekten başka hiçbir şey yapmayan bir çoğunluk da var ne yazık ki. İradenin onu “görev yapsın” diye seçip gönderdiği sorumluluk alanlarına ihanet edenler de var kendi iş görmezlikleri açığa çıkmasın diye, rakip ilan ettiklerinin iş ile özellerini ayırmamaya inatla devam edenler de. Hiçbir katkısı olmadığı halde, yapılan iyi işleri “yiğidi öldür ama hakkını ver” diyerek söylemeyen, üstelik bir de kötüleyip servis edenler de var kişisel çıkar elde etme uğruna “bilmek” istemeyip “varsayarak” hazıra konup taraf olanlar da var. Yani sevgili Barış, dilleri ayrı; eylemleri ayrı olanlar var. Bir türlü “BİRLİK” olmak istemeyenler , “BİR” olduğumuzu sindirmek istemeyenler var. Ben bunları gördüm ve artık bunları ifşa etmenin vaktidir diye düşünüyorum.

 

B: Peki ne zaman okuma fırsatımız olacak yaşadıklarını Esmeray?

 

E: Bu paylaşımlarımı, senin gazetende açıklamayı istediğimi belirtmiştim telefonda yaptığımız görüşmede, hatırlarsın. Tüm yaşadıklarımı yazmaya başladığım anda dolan sayfaları görünce hem kendime hem de başkana kızdım, “neden bu kadar biriktirdik” diye. Ancak, hoşgörüne sığınarak ve beni anlayacağını umarak, kararımı değiştirdiğimi bildiriyorum. Çünkü, senin gazeten sırf camiamızca okunmuyor, pek çok kişi takip ediyor seni. Yazacaklarım ve gerekirse ispatlarını da sunmaktan çekinmeyeceğim tüm yaşananların, camiamız içinde kalmasını ahlaklı buluyorum. Bu yüzden delegeler platformunda ve “kapalı grup” olarak açacağım bir başka platformda yayınlamak kararı aldım. Ha, okuyanlardan biri ya da birileri, camiamız dışında bir yerlerde paylaşırsa da, bu, onun sorumluluğu ve ayıbı olacaktır. Tabanın yeterli derecede bilgilendirilmediğini, sadece kulaktan dolma ve maalesef tek taraflı duyduğu eksik ve/veya yanlış bilgilerle, gerçekler dışında her türlü kötü niyetli plana farkında olmadan dahil olduklarını düşünüyorum. Onların doğru ve gerçek bilgilenmelerine hizmet etmek istediğim için açacağım bu grubu. Şunu kast ediyorum; kanunu tanıtmakla başlamaktır amacım. Sonra yönetmelik. Sonra yaşadıklarım, sebep-sonuç ilişkileri vs. devam ettirmeyi planlıyorum. Nasip olursa!

 

B: Merakla bekleyeceğiz paylaşımlarını Esmeray. Aslında sen rakip listelerden seçime girilmesine rağmen ortak paydada buluşabilmenin de bir örneğisin. Bundan bahseder misin bize biraz da?

 

E: Tabii, seve seve.. Bildiğin gibi, Zeki Apalı ve ekibi karşısında ben rakip ekip elemanıydım 2013’te. TUREB Disiplin Kurulu’nda görev yaptığım süre boyunca, Ankara’da pek çok şeye tanık oldum. 2016 seçimlerinde Zeki Apalı kadrosunda yer almayı seçmemdeki etkenler arasında şunları sayabilirim.

  1. Başkan, 3 yıl boyunca yalnız bırakılmıştı. Her şeye bizzat koşturması gerekiyordu ve doğal olarak yetişemiyordu. Ağır sağlık sorunları ortaya çıktığında bile hiçbir yoldaşı destek olmadı.
  2. Sakin ve bürokrasiye uygun kişiliği ve editör olmasının desteklediği araştırmacı, sorgulayıcı, itidalli ve sulh yanlısı olmasından dolayı, iç ve dış tüm zorluklara rağmen, yeni kurulan TUREB sonunda taytay durmayı başarmıştı.
  3. Bir dönem daha başkan olması TUREB için doğru yoldu. Çünkü, yeni gelenin, görevine adapte olup konulara tam hakimiyet sağlaması için, henüz tanışılan bürokrasiye kendini kabul ettirebilmesi için, normal olarak, en az 1-1,5 seneye ihtiyacı olacaktı. Böyle bir zaman kaybının olmaması gerektiğine inanıyordum.
  4. TUREB yönetim kadrolarının hiçbirinde kadın meslektaş yoktu. Olması gerektiğini hâlâ savunmaktayım.
  5. Bana bunca sene ekmek kazandırmış mesleğime vefa borcumu ödemek için aktif olmak, çalışmak ve hizmet etmek istedim.

 

Şimdiki duruma ve iddialara bakıyorum da, Zeki Apalı yine yalnız bırakılıyor! Sanki her şeyi tek başına yapmış gibi hedef tahtasına oturtuluyor. Hem de bir zamanlar onu destekleyen yoldaşları tarafından! Biri eski yardımcısı diğeri eski Denetim Kurulu üyesi! O her şeyin en doğrusunu yapıyor demiyorum, yanlış yapmaya, temsil ettiği kurumu ve camiayı zarara uğratacak herhangi bir eyleme tenezzül dahi etmedi, diyorum. Tek başına hareket etmedi hiçbir zaman ve etmiyor. O kadar fazla mesele var ki uğraşılması gereken hem ofis içinde hem ofis dışında hem sahada hem bürokratik platformlarda. Bunu görevini hakkıyla ifa eden başkanlar bilirler, diğerlerine anlatamadık bugüne kadar “bırak egonu ve kişisel husumetini bir tarafa, iş yap, görevinin gereklerini icra et, bi zahmet!” diye diye tükendim, tükendik! Onlar bıkmadı! Vazgeçtim şahsen! Neyzen Tevfik geliyor aklıma, nedense (;)

 

Neyse, başkan görev paylaştırıyor. Görevini yapan yapıyor, yapmayan, , son anda haberim oldu; son anda işim çıktı; uçağı kaçırdım; turum var vs. vs ” mazeretleri sunmuşken, ifa edilmeyen görevin vebalini “Başkan bunu yapmadı; şunu göz ardı etti; haberimiz olmadı “vs vs diye Başkan’a atıyor.

 

Belki en çok ben tartışmışımdır aslında Zeki Apalı ile! Bana doğru gelmeyen pek çok şeyi direkt yüzüne söylediğim olmuştur. O da aynı şekilde bana. Birlikte hizmet etmeye çabaladığımız bir buçuk sene içerisinde TUREB adına elimizden gelenin en iyisini yapmak noktasında %90 aynı fikirde olduğumuzu gözlemledim. Yalnız, onun gösterdiği sabrı ve toleransı ben göstermezdim ne yalan söyleyeyim. Ve kendisine kızgınım da çünkü bu kadar içine atmak doğru değildi. Bir kere ihanet eden hep eder! Bir kere yalan söyleyen hep söyler! Onun başkanlığı süresince TUREB’in yaptıklarında defo bulamadılar, tuttular özel hayatını kurcaladılar. İftira attılar, yollarına taş döşediler, işi kişisel kine dönüştürdüler, ”ben işimi doğru ve dürüst yapayım. Kurum’a helal gelmesin de kim ne derse desin!” dedi, içine attı, sustu hep sustu!

 

Yapılanlar TERBİYESİZLİK ve AHLAKSIZLIKTIR! Bu, zıvanadan çıkmış söylem ve iftiraların çok kısa zamanda sahiplerini vuracağına inancım tamdır! Ben bir YK üyesi olarak altında imzam bulunan tüm kararların arkasındayım ve sorumluluğu paylaşıyorum. Katılamadığım toplantıda, imzam olmasa da, alınan kararların da arkasındayım.. Çünkü, biri yanlış yapmaya kalksa, ona “dur” diyecek iki kuruldaşım ve başkanım olduğunun güvenini duyuyorum. Ben ne başkanın adamıyım ne de karşısındayım! Ne bir gruba dahil olacak edilecek kadar güdüme girerim, ne de tek taraflı dinleyip infaz ederim! GERÇEK neyse ve neredeyse orada olmayı tercih ediyorum.

 

B: Çok teşekkür ederim Esmeray bizlerle bunları paylaştığın için. Aslında iki kuruldaşım diyerek ilk ipucunu da vermiş oldun. En kısa zamanda isim isim yaşananları bizlerle paylaşacağın günleri bekliyor olacağız. Gösterdiğin hassasiyet için de ayrıca teşekkür ederim.

 

E: Asıl ben teşekkür ederim sevgili Barış. Yaşadıklarımı paylaşacağım yer herkese açık olmayacak olan bir facebook sayfası olacak. Adresini yine buradan duyurmak isterim, iznin olursa. Elbette avukatım ile istişare içinde bu metinleri hazırlıyorum. Kanunların el verdiği ölçüde kalacak herşey. 

B: Merakla bekliyoruz

 

CEVAP VER