İdeal Delegelik Anlayışı

0
1126

Image result for delegate

Barış H. Partal

baris

Bu yazıda 2012 yazından bu yana yaşanan gelişmeler ışığında “ideal delegelik” bağlamında mesleki örgütlülüğe dair ulaştığım kişisel kanaatlerim kaleme alınmıştır.

  1. 2012’de kabul edilen 6326 sayılı kanun ve getirdiği yeniliklerden bir kesim
  2. Delegelik türleri: Asker delege / İdeal delege
  3. Karar alma mekanizmalarının işleyişinde tabanı yansıtan delegelik.
  4. Delege ile onu seçen taban arasındaki ilişkilerin şekli ve sağlığı üzerine
  5. Bölgesel sertifika ve 1618 tartışmalarında ideal tip delegeliğin fonksiyonu ne olurdu?
  6. Sonuç

 

1. 6326 sayılı kanun ve getirdiği yeniliklerden bir kesit

2012 yazı başında kabul edilen 6326 sayılı TUREB kanunu adıyla da bildiğimiz kanun TBMM tarafından onaylandığında Türkiye profesyonel turist rehberleri olarak bugüne değin hiç olmadığı kadar özerk bir yapıya kavuştuk. 2014 Aralık sonunda Birliğin kendisinin hazırladığı Yönetmeliğimizin kabulu ile birlikte işleyişe dair sorunlarımız çözülmüş oldu.

Kanun acaba neler diyor diyerek açıp okuyanımızın çok da fazla olmadığını tahmin etmek zor değil. Yapılan düzenlemelerin -kullananın iradesine bağlı olarak- lehimize işletilebileceği çok açık olan kanun, birer meslek örgütü olan Odaların ve Birliğin yöneticilerinin nasıl seçileceğine ilişkin  düzenlemeleri de net olarak yapıyor. Bugüne kadar hasbelkader sağda solda duyduğumuz, belki de ömrü hayatımızda hiç muhattap olmadığımız bir kavrama kanunumuzla beraber sahip olduk; delegelik. Ancak oraya gelmeden önce şemanın hangi birimlerden oluştuğuna bir bakalım.

BİREY/ÜYE: Kanunda bahsedilen niteliklere haiz olunarak alınacak ruhsatnamenin sahibi; yani bireyler olarak hepimiz.

ODA: Yaşadığımız yere bağlı olarak üye olmak zorunda olduğumuz, bizlerin birleşiminden ortaya çıkan, yöneticilerini  direk olarak seçtiğimiz, temelde bizlerin işlerini kolaylaştırması beklenen, toplamda sayıları onüç olan odalarımız.  (2014 Aralık ayında yürürlüğe giren yönetmeliğimiz odaların seçimlerini üç yılda bir,  yılın son iki ayı  olan Kasım ve Aralık ayları olacak şekilde belirlendi.) Her oda büyüklüğü ölçüsünde asıl ve yedek olmak üzere, yönetim ve denetleme kurulu üyelerini eylemli rehberlerin seçimiyle belirleyecek.

Kimisi büyük, kimisi küçük olan bu odaların yukarıda bahsettiğimiz seçimlerinin yapıldığı gün bir başka seçim daha gerçekleştireceğiz. Eylemli olan her elli oda üyesi rehber için bir birlik delegesi seçimi. Bunun detayına ilerleyen satırlarda gireceğim.

BİRLİK: TUREB olarak bildiğimiz Birliğin seçimlerini üç yılda bir olarak düzenleyen kanunu yönetmeliğimiz “Birlik seçimleri Ocak, Şubat aylarında yapılır” diyerek tamamlıyor. Asıl ve yedek beşer kişilik yönetim ve disiplin kurulu ile üçer kişilik denetleme kurulu, üç yılda bir Ocak ve Şubat aylarında, Ankara’da, daha önce oda seçimlerinde belirlenen delegeler eliyle indirek olarak seçilecek.

Kanunun tanımladığı bu hususlardan sonra karşımıza çıkabilecek iki tip delegelikten bahsedelim

2 “Er” tipi ve “İdeal” tip delegelik

Yukarıdaki açıklamalardan sonra, delegeleri seçildikleri üç yıl boyunca topu topu bir kere olmak üzere birlik yöneticilerini seçen, herhangi bir maaş almayan ancak seçim zamanı yol masrafları odalarca karşılanan, mesleğin milletvekillerine benzetebiliriz.

Eğer delege taban tarafından yaratılmamış ise; muhtemelen birileri tarafından ER niyetine seçilmiş kişiler arasından seçilecektir. Bu durumda kimin kimi seçtiği belli olmadığından sonrasında görülmesi gereken “seçen seçilen ilişkisini” görmek de mümkün olmayacağı gibi delegenin adını o blok listeye yazan kişi önem kazanacak ve onun yönledirmesi etkili olacaktır ki bu sağlıklı örgütlenme açısından doğru olmaz.

Eğer delege taban tarafından yaratılmış ise; dönem dönem kendisini gördüğün, en kötü ihtimalle kendisiyle her an irtibat kurabildiğin, olan bitenden seni haberdar eden, bir adım atacağı zaman  dönüp onu seçen seçmenine danışan ideal bir delegen var demektir.

Çok hoşuma gitmese de milletvekili metaforu bu konunun anlaşılmasına yardımcı olabilir. Seçmeniyle sürekli irtibat halinde olan milletvekillerinin seçildiği bir ülke mümkün olabileceği gibi adımlarını mesleğinin yararına ,sorumluluk duygusuyla atan delegelerin ortaya çıkması imkansız değildir. Söylemek istediğim asıl budur.

Dipnot: Kanun sonrası İstanbul’da yapılan seçimler, Birinci aşamada (9 Eylül 2012) kanun öncesi mevcut üyeleri temsil edecek delegeler için, ikinci aşamada (29 Mayıs 2013) ise odaya üye olma zorunluluğundan dolayı katılan yeni üyeleri temsil edecek delegeleri her 50 eylemli rehberi temsil edecek 1 delegeyi belirlemek için yapıldı.

 

3. Karar alma mekanizmalarının işleyişinde tabanı yansıtan delegelik.

İdeal Delege o kişidir ki karar alma mekanizmalarının (Yönetim Kurulları) işleyişinde tabanın taleplerini iletecek aracı rolü görmelidir. İdeal delegelik anlayışına sahip kişinin – özellikle de dayanışmanın gitgide büyüdüğü zamanımızda- meslek örgütlerindeki taban ile yöneticileri arasındaki ilişkiyi sağlaması hedeflenir. Bu anlayış, yöneticilerin kararlarını alırken tabanlarının sesini duymak için delegelerini dinlemesi ve örgütlemek istediği tabana delegeleri üzerinden seslenmesi gerekliliği üzerine oturur.

Er tipi delegelik anlayışını benimsemiş delegeler tarafından seçilmiş bir yönetim bile, kararlarını alırken bu kişilere danışmak zorunluluğu hissedeceklerdir. Zira, ilişkiler ne kadar çıkar ilişkilerine dayanırlarsa dayansınlar bilinçli bir şekilde örgütlenmiş insanların karşısında duramazlar. İdeal delegeler, kişilerin yönetim erkini ele geçirmiş kişilere karşı asıl görevlerini hatırlatıcı bir rol üstlenirler.

 

4. Delege ile onu seçen taban arasındaki ilişkilerin şekli ve sağlığı üzerine

İdeal delege kendini seçen tabanı tanır, bilir.  Gelişmelere karşı alacakları tavrı önceden kestirebilecek kadar tabanına yakın olmalıdır. Dönem dönem tabanı ile buluşarak (ki gelişen teknoloji bu buluşmaların imkanlarını arttırmaktadır) mesleğimize ilişkin gelişmeleri kendini seçenlerle birlikte değerlendirebilen bir anlayışa sahip olmalıdır.

Hepinizin hatırlayacağı üzere, Birlik karar mekanizması 2015 yılı çalışma kartlarının bedelini 100 lira yapmak durumunda kaldığında ideal delegelik kurumuna sahip olmuş olsa idik, Birliğimiz o hiç de hak etmediği sıkıntıları yaşamamış olurdu. Zira neler olup bittiğini bilen (üçüncü maddede zikredilen niteliklere sahip olmak kaydıyla)  bir delege onu seçen arkadaşlarını açıklamasız bırakmayacak ve gereksiz iletişim kazalarının yaşanmasına neden olmayacaktır.

Yukarıda bahsedildiği üzere sağlıklı bir ilişkiler yumağına sahip delege -velev ki bir siyasi harekete yakın dahi hissetse- öncelikle onu seçenlere karşı kendini sorumlu hissedecek, Er olmayacak, Hür bir insan gibi tabanının sesini yeri geldiğinde birlik başkanını seçerken de seslendirebilecektir.

 

5. Bölgesel sertifika ve 1618 tartışmalarında ideal tip delegeliğin fonksiyonu ne olurdu?

Herşeyden önce kötü bir tablo çizmek amacıyla paylaşmıyorum düşüncelerimi, aksine 2012’nin ortasından bu yana sahip olduğumuz yeni düzenlemelerle daha sadece bir kere delege seçimleri gerçekleştirdik. Bundan sonraki 2015 Kasım Aralık döneminde yapılacak seçimlerde yeni dönem delegeleri belirlenecek.

Ve fakat hayal edin, hayal edin ki ideal delegelik anlayışı ile seçilmiş kişiler bugün bizleri temsil ediyor olsun. Ve TUREB bölgesel sertifika programı hakkında karar vermek durumunda kalsın. Bu konu hakkında tabanını yoklamak isteyen Birliğin Ddalara görüş sormaktan başka yapacağı bir başka iş (Belki de daha önemlisi) ise kendini seçen/seçmeyen delegeler aracılığı ile tabanın sesini dinlemek olacaktır. Kuşkusuz en ideal işleyiş bu yönde olandır.

1618 Sayılı kanunda yapılmak istenen değişikliklere karşı direnebilecek bir Birlik için başarının anahtarı onun arkasında duracak örgütü olacaktır.

 

Sonuç

Değerli meslektaşlar,

Yukarıda beş bölüm halinde özetlemeye çalıştığım ideal delegelik anlayışının uygulamada da sahibi olmak arzusundayım. Temel olarak yönetim kurullarında bulunmanın onurlu bir görev olduğunu ve fakat sağlıklı olmayan (çıkar ilişkilerine dayalı) süreçler sonunda hasbelkader seçilmiş delegelerin, karar alma mekanizmalarının işini de güçleştireceğini ve nihayetinde bunun örgütlülüğümüze ve haliyle bunun mesleğimizin geleceğine hizmet etmeyeceğini düşünüyorum.

İhtiyacımız olan örgütlülüktür, birbirimizi dinlemektir, karar almadan önce danışmak, alınması gereken bir karar varsa birbirimizi ikna etmek ve tüm temsil görevi sahiplerinin tabanları ile sağlıklı ilişkilerdir.

Barış H. Partal – Kavala

 

CEVAP VER