Olağanüstü Genel Kurul Çağrısı Hakkında Kelâm

0
742

Örgütlenmenin en temel şartı olan “ortak çıkarları korumak” ve “ortak kazanımlar edinmek” gayesi mesleğimiz söz konusu olduğunda geçerliliğini ne yazık ki yitiriyor.

Bir fabrikada ya da işyerinde ortak fiziksel mekânı ve şartları paylaşmayan, esasen ortak sorunları yaşadığını gözardı eden, aynı mesleği icra edenlerin arasında en alt ile en üst arasında uçurumlar bulunan binlerce kişiyiz. Bunlar bir yana, gözlemlediğim kadarıyla bugüne kadar bir safda bulunmanın (bir arada durmanın) aracı diğer saftakilerden memnuniyetsizlik ola geldi.

Kanaatimce temel sorun ne yapılmak istendiğini ile değil ne yapılmaması gerektiği üzerinde duruluyor olmasındadır. Dün Şerif olmasin diye biraraya gelmek ne kadar yanlışsa bugün de Zeki olmasin diyerek biraraya gelmek bir o kadar mahsurlu görünmektedir.

Ben, öncelikle OGK’nin değil TCK’nın  işlemesi gerektiğini düşünüyorum. Zira burada bir adam kurtarma operasyonu yapılmak istendiği gün gibi aşikar. Kaçaklar ile mücadele edilebilecek pek çok imkan varken (basın, medya ve sosyal mecralar) kendi meslektaşının -tabirimi mazur görün- kelle avcılığına çıkmayı  mesleğe hizmet sanan çagırıcıların elinde hiçbir somut proje ve öneri olmadığı gibi şu ana kadarki performanslarıyla güven de vermiyorlar. En çok desteğe ihtiyacımız olduğu günlerde Cumhurbaşkanının danışmanlarını görmeyi gerekli bulmayan bir zihniyetin çağrısına katılmanın gaflet ve delaletten öteye bir anlamı olamadığını düşünüyorum.
Önümüzdeki yıl bu zamanlarda odaların seçimleri yapılacak. Belki de yepyeni delegeler bu meseleyi tartışıyor olacak. Şerif Başkanın, Sedat Beyi kazanamayacağı bir seçime sokması ne kadar haksız idiyse Serhan Beyi de bu samimiyetiz planlara alet etmek bi o kadar haksız olacaktır düşüncesisindeyim.
Esen kalın

CEVAP VER