Osman Karatay ve Serkan Acar Editörlüğünde Doğu Avrupa Türk Tarihi

0
1621

 

DATT

İskit çağından itibaren yüzünü batı cihetine dönen Türkler, üzerinde yaşadığımız toprakları yurt tutmadan çok daha önce Karadeniz’in kuzey bozkırlarını ve Doğu Avrupa arazisini fethederek söz konusu bölgelerde pek çok devlet kurmuşlardı.

Bununla birlikte ortaçağın başlangıç safhasında Karadeniz’in kuzeyinde, güçlü bir medeniyeti temsil edip dünya siyasetinde söz sahibi olan egemen bir siyasi teşekkül bulunmadığı halde bölgeye yerleşen Türk toplulukları tutunamamışlar ve Tuna boylarında Bizans İmparatorluğu ile karşı karşıya geldikleri vakit kısa sürede dağılıp tarih sahnesinden silinmişlerdi.

X. yüzyıla gelindiğinde ise Oğuzların büyük çoğunluğu Anadolu coğrafyasına akın ederek tedricen Bizans İmparatorluğu’nu yıpratmış ve kökenleri eskilere dayanan Fars ve Arap medeniyetlerine nüfuz ederek Selçuklu ve Osmanlı devletleri gibi muazzam büyüklükte iki imparatorluk kurmayı ba- şarmışlardı. Siyasi kudretleri ve tesis ettikleri kurumlarıyla Türk tarihinin her bakımdan en medeni siyasi teşekkülleri olduğu hususunda şüphe bulunmayan bu iki Türk devletinden tevarüs edilen mirasın umumiyetle bugünkü İran, Türkiye ve Balkanlarda bulunması ise adeta Türk tarihçiliğinin de kaderini tayin etmiştir. Nitekim Türkiye’de yapılan tarih araştırmaları- nın çoğunlukla Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi alanlarıyla kısıtlı kaldığı yadsınamayacak bir hakikattir.

Yurdumuzda bugüne kadar yapılan yarı yeterli “Doğu Avrupa Türk Tarihi” tetkikleri ise Rusya’dan Türkiye’ye göç eden merhum Akdes Nimet Kurat’ın münferit teşebbüsleriyle başlamıştır. Dönemin kıt koşulları göz önüne alındığında Kurat tarafından telif edilen eserlerin mühim bir boşluğu doldurduğunu iddia etmek pekâlâ mümkündür. Öte yandan 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’dede bozkır tarihine ilgi artmış ve yapılan bilimsel incelemelerin sonuç- ları da görülmeye başlanmıştır.

Osman Karatay ve Serkan Acar’ın editörlüğünde, alanında uzman on bir Türk tarihçi tarafından telif edilen kolektif “Doğu Avrupa Türk Tarihi” isimli mufassal kitap da bu cümledendir. Yirmi bir başlıktan oluşan bahis konusu kitabın bölümleri büyük ölçüde ilgili alanlarda doktora yapan akademisyenler tarafından kaleme alınmış ve her konu için bir harita çizilip, muazzam bir ortak kaynakça teşkil edilmiştir. Eserin en önemli özelliklerinden biri de kuşkusuz bozkır tarihinin geniş bir nokta-i nazardan bütüncül bir yaklaşımla ele alınması ve İskitlerden başlanarak Kırım Hanlığı’nın tarih sahnesinden silindiği XVIII. yüzyılın sonuna kadar yekpare incelenmesidir. Doğu Avrupa Türk tarihi hakkında şimdiye kadar yurdumuzda neşredilen en kapsamlı ve en hacimli eser olan bu kitabın geniş kitlelere hitap edeceği muhakkaktır. Türk tarihçiliğine mühim bir katkı sağlayacağı anlaşı- lan bu eserin üniversitelerde ders kitabı olarak okutulması da kanaatimizce faydalı olacaktır.

Ali Balcı

CEVAP VER