Sarımsak ve Mitoloji

0
868

Sarımsak (Allium Sativum)
“1. Zambakgillerden, 25-100 santimetre yüksekliğinde, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisi (Allium sativum).
2. Bu bitkinin baharat olarak kullanılan dişli bölümü.”

olarak yazıyor Türk dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü…

Sarımsağı hepimiz biliriz. Turistler

ara sıra bize sorarlar; ‘’Almanya’da Türkler çok sarımsak yemekteler, burada niye sarımsak kullanılmıyor?’’. Esasında sarımsak Türk mutfağında çok az kullanılır. Sarımsağı genelde tansiyonumuzu düşürmek için alırız. Biz diğer ülkelere göre çok daha erken yaşlarda kalp krizinden ölüyoruz. Bizim için çözüm sarımsak’ta saklı. Sarımsakla kan basıncımızın düşeceğini düşünürüz. O halde bu bitkiyi biraz yakından tanıyalım.

Tarihte bilinen en eski grev yaklaşık 3160 sene önce gerçekleşmiş. Bazı yazıtlara göre hatta 4500 yıl önceydi. Mısırlılar kral mezarlarını yaparken günlük sarımsak ve soğan hakları ellerinden alınınca, ilk grev başlar. Keops Piramidinin yapımı esnasında (MÖ 2540-2520) gerçekleşmiş bu grevi Herodot ‘un kitabından öğreniyoruz. MÖ 3050 yıl öncesine dayanan belgelerde, bu bitkinin öneminden söz eder.

Hemen hemen bütün sağlık dergilerinde sarımsakla ilgili bir yazıya rastlarsınız. MÖ 1550 yıllarında Mısır’da yazılmış olan Ebers papirüslerinde sarımsağın kansere karşı etkin bir ilaç olarak kullanıldığı yazılıdır. Orta Asya’dan gelen bu bitki her derde deva olmuştur. Romalılar ilaç niyetine kullanmışlardır. Vampirlerin uzak durduğuna inanılır. Eski Yunanda sarımsak yedikten sonra tapınağa girmek yasaktı. Eski Mısır’da toplumun temel besin maddelerinden bir tanesiydi. Museviler Mısır’ı terk ederken sarımsaktan söz ederler (Tevrat 4 Musa 11, 5). Köleler ve işçiler nerdeyse bu bitkiyle yaşarlardı. Güneydoğu Asya’da horoz dövüşlerinden önce buğdayın arasına ufak sarımsak taneleri katarlar. Sarımsak üzerinde toplam 1200’ün üzerinde farmakolojik araştırma yapılmıştır. Sarımsak kolesterol düşürücü bir madde olarak kabul edilir. Dört haftalık bir uygulamada, HDL (iyi, koruyucu) kolesterolü düşürmeden LDL’nin (kötü kolesterol) de yüzde dört ile beş oranında azalmasına sebep olmuştur. Sarımsak aynı zamanda trigliserid (kan yağı) seviyesini % 17’ye kadar düşürmüştür. Sarımsak trombositlerin birbirine yapışmasını önlemeye yardım eder. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlamak için çoğu kalp krizi ve inmenin ne denin damarlardaki anlık pıhtılar olduğunu göz önünde tutun.

Antalya – Elmalı ‘da bitkinin çiçekli dalları ve tohumu idrar artırıcı, terletici, balgam söktürücü olarak değerlendirilir. Sarımsağın soğanları birazda erkeklerin gücünü artırıcı bir madde olarak algılanmıştır. Eski Yunanda kocalar evden ayrılmadan önce eşlerine sarımsak yedirtirlermiş; evde olmadığı anlarda eşlerinin kendilerini aldatmaması için.

Sarımsak (Allium Sativum) Koruyucu sarımsak imajının çok uzun bir geçmişi vardır ve en az iki bin yıl geriye; Avrupa ve Ortadoğu’dan taa Uzakdoğu’ya
kadar uzanır. Romalı askerler sarımsağı ken-
dilerine cesaret vermesi için kullanırdı. Gene Roma’da toplumun üst sosyal katmanına ait insanlar, bu bitkiyi bir afrodizyak olarak
kullanıyorlardı. Romalı askerlerin, bu bitkinin yayılmasında çok ciddi katkıları olmuştur.
Ortaçağ’da sarımsak yaralanmaya karşı savaşlarda bulundurulurdu. Almanya’da madenciler tünel çökmelerine neden olan kötü ruhları uzaklaştırmak için madene inerken yanlarına sarımsak
alırlardı. Eski zamanlardan gelen bir söylenceye göre sarımsak cennetten kovulan şeytanın ayak izinden bitmiştir.
Ancak akla daha çok yatan sarımsağın koruyucu kokusudur. İnsanın nefesi o kadar çok kokar
ki, karanlık güçlerin burunlarının direklerini sızlatarak bunların insanlığa verdikleri bütün hasta-
lıkları ve kötülükleri süpürür atar. Yunan mitolojisinde sarımsağın izine rastlıyoruz. “Apollon’un çocuğuna hamile olan Koronis sevgilisinin Delphi’ye gitmesini fırsat bilerek hoşlandığı bir genç olan İskhys ‘le beraber
olur. Koronis Apollon’nun gözcü olarak bıraktığı Ak Karga’yı atlatarak İskhys’le beraber olur. Apollon
haberi alır almaz deliye döner ve ilk olarak hırsını Kargadan alır. Bembeyaz tüyleri olan Karga’yı kapkara yapar. İskhys’i öldürür ve Koronis’i kız kardeşi Artemis’e öldürttürür. Sevdiği kadının acısı yüreğinde saplıdır ve bunu hafifletmek için Hermes’ten yardım ister. Koronis’in ateşler içindeki bedenini yararak hala yaşamakta olan bebeği çıkarır. Apollon oğluna Asklepeion adını verir ve bir Kenthauros olan Kheiron’a emanet eder. Kheiron, Asklepeion‘a sağlıkla ilgili tüm meziyetleri öğretir. Athena ona Medusa’nın sihirli kanını hediye edince, Asklepeion hünerlerine ölüleri diriltebilme özelliğini kattı.

Bunu duyan Zeus, bu durumun dünyanın düzenini bozabileceğini düşündüğünden, Asklepeion’u bir
yıldırımla çarptı. Asklepeion yere düşerken elinde
ölümsüzlüğün reçetesini tutuyordu. Bedeninin yere serilmesiyle reçete toprakla buluşur ve gökten
düşen yağmur damlalarıyla ölümsüzlük sırrı toprağa karışır. Buradan filizlenen bitki, bin derde deva olduğu söylenen sarımsaktır.”

Kokusundan nefret ettiğimiz bu bitkinin daha pek çok mahareti var. Hakkında yazılmış bir sürü
makale vardır. Sarımsağın kokusunu veren allisin bileşiği pişirme karşısında bozulur ve azalır, ama
bu sarımsağın antibiyotik etkisini kaybetmesine de neden olur.  Şimdilik dededen kalma maydanoz veya kahve çekirdeği çiğneme metoduna başvurup, sarımsakla daha yakın ilişkiler kurmak yararımıza olacaktır.

Atilla Gürkan

Kaynakça:
Bilim ve Teknik’’ Nisan 1996’’
Akgül A.’’ Baharat Bilimi & Teknolojisi’’
Wavery Root ‘’alles, was man essen kann’’
Jonny Bowden ‘’En sağlıklı 150 besin ‘’
Ramis Dara ‘’Sofralara Geldi Bahar ‘’
Gert von Panczensky-Anna Dünnebier’’
Kulturgesschichte des Essens und Trinkens’’
Deniz Gezgin ‘’Bitki mitosları ‘’
Şefik Can ‘’Mitoloji ‘’

CEVAP VER