Srebrenitsa Katliamı Üzerine

0
1376

SREBRENİTSA KATLİAMI ÜZERİNE

Nezih BAŞGELEN


Srebrenitsa’daki katliam II. Dünya Savaşı’ndan bugüne insanlığa yapılan en büyük suç olarak kabul edilmektedir. Dünyanın gözü önündeki bu trajedi ve müsebbiblerini kısaca hatırlamakta yarar var. Srebrenica (Adı gümüş anlamına geliyor) Bosna-Hersek’in doğusunda Sırbistan sınırına 10 km uzaklıkta şavaştan önce 27 bin civarındaki nüfusunun %64’ünü Boşnaklar, %28’ini Sırpların oluşturduğu bir kent. Savaş sırasında Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmiş ve bölgeyi savunmakla görevli Hollandalı BM Barışgücü de buradaki Müslüman halkın elindeki silahları koruma gerekçesiyle toplamış. Sırplar Srebrenitsa’ya saldırdıklarında Bosnalı müslümanlar toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, BM Barış Gücü birliğinin Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildiği gibi Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna’daki BM Barış Gücü komutanı Fransız generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşaltmış kendilerine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etmiştir.
e88f320234ec4bd096487768ca647a0a_18
11 Temmuz 1995 günü Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri de savunmasız kenti yakıp yıkmış, genç-yaşlı, kadın-erkek önüne gelen herkesi öldürmüş, insanların bir kısmını da infaz etmiş kimlikleri tespit edilmesin diye de parçalayarak sayıları 64’ü bulan toplu mezarlara gömmüşlerdir.

Birleşmiş Milletler Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın Bölgeyi savunmakla görevli Hollandalı BM Barışgücünün ortada olmamasından Sırplar her türlü vahşeti uygulayarak binlerce insanı acımasızca katletmiştir.
Daha sonra yayınlanan bir videodaki Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana hediye verirkenki görüntüleri tüm dünyada infial ile karşılanacaktır. ABD’de askeri konularda araştırma yapan BASIC adlı kuruluşun bir raporuna göre de, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Srebrenica katliamının planlandığından haberdardır.

UNPROFOR’un Bosna-Hersek’teki komutanı Fransız General Bernard Janvier’de 24 Mayıs 1995’te yapılan bir toplantıda güvenli bölge ilan edilen Srebrenica, Zepa ve Gorajde’nin Sırplara karşı savunulmaması fikrini ortaya atmış ardındaki süreçte de bu vahşi katliam yaşanmıştır. 1 Şubat 2007 tarihinde toplanan Uluslararası Lahey Adalet Divanı, 1995’te Srebrenitza’da yaşanan ve 8 bin Boşnak’ın öldürüldüğü saldırıyı bir “soykırım” olarak nitelendirmiştir. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olan Srebrenitsa katliami ayni zamanda Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırımdır.
Bosna-Hersek’te uygulanan şiddet sadece Bosnalılara karşı değil, onların kültürüne ve kentsel değerlerine karşı da yürütülmüştür. Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamenter Meclisi’nin Mimari ve Sanatsal Miras Alt Komisyonu’nun hazırladığı, “Bosna-Hersek ve Hırvatistan’daki Kültürel Mirasa Savaşın Verdiği Zarar Hakkındaki Rapor”da ; kültürel eserlerin önceden hazırlanmış bir plan dahilinde saldırıya uğradığı, Saraybosna’da vurulan hedeflerin en küçük ayrıntılarına kadar işaretlenmiş olduğu haritaların varlığına dikkat çekilmiştir.
Bosna-Hersek Devleti’nce yayınlanan, “Bosna-Hersek’in Kültürel, Doğal ve Tarihi Mirasım Koruma Raporuna göre Bosna Savaşı sırasında; 1.115 cami, 309 Katolik Kilisesi, 36 Ortodoks Kilisesi ile 1.079 adet kamu binası ya yıkılmış ya da hasara uğramıştır. Bunlar arasında; 1448 tarihli Ustikolina Camii, Foça’daki 1540 tarihli Alaca Camii, Banja Luka’daki Ferhat Paşa Camii , Saraybosna’da ve Mostar’daki camiler ve diğer anıtlar , 5 bin el yazmasının yer aldığı Şarkiyat Enstitüsü kütüphanesi, yaklaşık 3 milyon kitabın bulunduğu Saraybosna Üniversitesi Kütüphanesi, Bosna Ulusal Kütüphane Binası yer almaktadır. Tüm ülkede Osmanlı Dönemi’nden kalma anıtlar, mezarlıklar, çeşmeler, her türlü tarihi izler Sırp topçusunca biteviye bombalanmış, hiçbir stratejik önemi olmayan, simgesel yapılar yok edilmiştir. Bunun en çarpıcı örneği Mostar Köprüsü’dür.
Sırplar kendilerinin dışındaki toplulukların bütün geçmişlerini, kültürleri ve yerleşimler değerleriyle birlikte ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Tamamen planlı bu saldırılarda özellikle çok kültürlü kentler adeta yaşanmaz hale getirilerek kültürel ve sosyal değerler de yok edilmeye, tarih silinmeye çalışılmıştır.