TRAFODAKİ KEDİLERDEN KAÇAN FARELER YAZICIYA MI GİRDİ?

0
1207

22 Aralık 2015 tarihinde  gözden geçirilmiştir

İRO 2. Genel Kurul Gözlemlerim ve Şahsıma Dair Merak Edilenlere Dair Bir Dizi Açıklamam

İRO’nun 2. genel kurulunda bağımsız girdiğim YK üyeliği seçiminde 149, Dr. Sedat Bornovalı ‘nın listesinden girdiğim delegelik seçiminden ise 169 oy alarak çıktığım bir seçim yaşadık ki ne sabah ne de öğlen saatleri kimi yönleri ile katlanılır gibi değildi.

Şahsım adına 700 den fazla el broşürü dağıttığım bekleme süresinde yeni meslektaşlarla tanıştım, nicedir göremediklerimi gördüm ve hatta bir iki tane iş teklifi bile almadım değil. İşte bu açılardan gayet verimli bir gün geçirdim. Şimdi gelelim diğer konulara.

SEÇİMDEN DAHA ÖNCE FARKETTİĞİM KONU

Seçimden bir gün önce belli olan delege adaylarına baktığımızda Dr.Sedat Bornovalı ‘nın listesinde kendisinin olmadığı idi. diğer taraftanHakan Eğinlioğlu hem başkan hem delege adayı görünüyordu. Ne var bunda diyenler için açıklayayım. Bizim seçim sistemimizde başkan seçilen kişi otomatik olarak delege oluyor. Yani anladığım benim Sedat Bey ya hep ya hiç dedi yahut kendinden çok emindi son ihtimal hem başkan hem delege adayı olmayı uygun görmedi. Bunlardan hangisi emin değilim. Tartışmasız olan gerçek ise Hakan Eğinlioğlu‘nun bu riski almadığı.

İBRA MI İNTİKAM MI?

Daha önceleri ibra oylaması hakkında çokca konuşulmuştu biliyorsunuz. Sonuçları itibariyle çok da alışık olunmayan hukuki işlemler gerektiren ibra edilmeme hadisesi yaşandı önce. Zira ibra edilen bir yönetim suç işlediği anlaşıldığında ibra edildi diye yakayı kurtarmadığı gibi aynı şekilde ibra edilmeyen de bir takım hukuki prosedürler sonrası aklanabiliyor. Fakat anlaşılıyor ki asıl etken Sedat Beyin kazanması halinde hesapların incelenmesine olanak yaratmakmış. Sinek küçük ama mide bulandırır misali bir meslek büyüğümüzün(!) davranışları amiyane tabiri ile yaptığı göbek dansı adını anmak dahi istemediğim öte dünyaya göçmüş zatın ruhunun aramızda dolaştığını hissettirdi bana. “Vasiyetini yerine getirdim Uğur” deyişi gibi -yönetimin samimiyetle ibra edilmemesi gerektiğini söyleyen bir kaç kişi olmasa- sırf intikam duygusuya yapıldığını düşünmeme neden olacak sözler düştü platformlara bugün. Uyarıldılar evet uyarılmasına fakat onunla da kalmadı; İbraya olumlu oy kullananlara yönelik “karaktersiz” demeler, hatipin sözlerini bölen çıkışlar da rahatsızlıklar olarak hafızalardaki yerini aldı.

Beklenmedik olan ise mali tabloların kopyala yapıştır şekilde hazırlandığı iddiasıydı. Gördüğüm kadarıyla yönetimin mali olarak da ibra edilmemesine bu iddia neden oldu. Bu söylenirken “ben salonda yok muydum acaba” diyorum kendime şaşkınlıkla. Nasıl oldu da bunu kaçırdım bilmiyorum. Fakat bunun böyle olup olmadığının bana oy verenler adına takipçisi olacağım bilinmelidir. Er ya da geç gerçeği öğreneceğiz.

DR. SEDAT BORNOVALI’NIN SAVUNMASI

Düne kadar hemen herkesin dilinde olan Garibaldi binası nedeniyle TÜRSAB’tan maaaş aldığını iddiası hakkındaki sonuç da beklenmedik bir gelişmeydi. Sedat Bey’in bilgi edinme kanunu çerçevesinde yazdığı dilekçe ile bunun böyle olmadığını kanıtlması bomba gibi düştü salona. İşaret ettiği çok güzel ve haklı bir noktaydı aslında; “iddia sahibi iddiasını ispat ile yükümlüdür. Hedeflenen kişi değil” Zira bunun aynısı (günümüz Türkiyesinde de yaşadığımız gibi) suçlayanların başına da gelebilir. Öncelikle her adımımızın / sözümüzün hukuka uygun olduğuna dikkat edilmelidir.

Şaşırtıcı olan bir başka konu ise Sedat Beyin başkanlığı dönemindeki Hayri ‘nin iki duruşmasına da gittiğini paylaşması oldu -Ben dahi bir tanesini biliyordum- Konuşmasında bunu reklam malzemesi olarak kullanmak istemediğini söyledi. Kaldı ki orada olduğu anda çekilen fotoğrafların içine bilinçli olarak alınmadığını, içinde olduğu karelerin de sosyal medyada kullanılmadığını, bu halde kalkıp kendisinin bu görev ifasını bir reklam malzemesi olarak kullanmanın doğru olmayacağını ifade eden Sedat Beye şaşırmadım. Şaşırmadım zira -dün itibariyle yönetime girmiş olan kimileri baş edemediklerini ötekileştirme ve kendi gibi olmayanları çeşitli mazeretler uydurarak saf dışı bırakma konusunda çok başarılı olduklarını -geçici olsa da- kanıtladılar. Gönül isterdi ki -aynı Sultanahmet Cami girişinde yeni kullanmaya başladığımız sıra bariyerlerinin yapımında olduğu gibi- görevlerini yerine getirdiklerini bilmemizi sağlasaydılar.

Burada söylenecek son söz Yenen iktidarının 12 yıllık faturasının Bornovalı’ya kesildiği olacaktır arkadaşlar. Seversiniz, sevmezsiniz bilemem. Eğer ibra etmediğiniz hususlarda haklılığınızı ispat edemez iseniz 20 Aralık rehberlik tarihinde çok kaliteli bir insanı yitirdiğimiz gün olarak hatırlanacak. Unutulmasın ki “düşenin dostu olmaz” peşinden “düşmez kalkmaz bir Allah” dedikleri gibi.

HAKAN EĞİNLİOĞLU’NUN ZOR ANLARI

Ayrıca TUREB yönetmeliğinde yapılan değişiklikler ile denetlemerde TÜRSAB’a iki gün öncesinden haber verilme gerekliliği, kurs açılmasına ilişkin verilen tavizler hakkında bir yanıt gelecektir diye ümit ediyorum. Gerçi ben ikili görüşmelerimde nedenlere ilişkin bazı şeyler duydum fakat bunu TUREB’in açıklaması daha doğru olur.

Hakan Eğinlioğlu ‘nun en zor durumda kaldığı an ise bölgesel sertifika programı kararının altına attığı imzanın konu edildiği an oldu. Belli ki bu konu Ankara’da yapacağımız Birlik genel kurulunda yönetmelikte yapılan değişiklikler dışında konuşacağımız konular arasında yerini almış oldu.

BİR TÜRLÜ BAŞLAYAMAYAN SEÇİM

Neticede Hakan’ın olanca imkanlarıyla hazır bulunduğu salonda 7 oy farkla biten ibra oylaması sonucu Sedat Bey’in seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılmaya başlandı ve o beklenmeyen şey oldu. Aslında doğru ifadeyle olamadı, çünkü seçim bir türlü başlayamadı. Görüşmeler sonrası seçime geçlmesi tam üç buçuk saat aldı.

Şimdi bu konuda değişik söylenceler var. Paylaşayım birer birer; birincisi YSK üyelerinin yanlış yazılan bir isim nedeniyle, daha önce soyadı sırasına göre hazırlanmış listenin haklı olarak ada göre hazırlanmak istenmesiyle, sandık başı bulunması gereken 3 (toplam 15) üyenin gelmesinin gecikmesi, bir de üstüne yetmiyormuş gibi tüm listenin (adı çarşaf diye olsa gerek) çarşaf gibi A3 boyutunda kağıda basılmak istenmesi nedenlerden ötürü yaşanadı üç buçuk saatlik gecikme. Dilerim bir daha bu tür seçimlerde görevlendirilecek memurların kavrama yetilerinin doğru işleyip işlemediğinden emin olunur. Hatta bir ara benim aklıma trafodaki kedilerden kaçan farelerin yazıcıya girmiş olma ihtimali geldi ama bu ruh halinden çıkana kadar bakın neler oldu.

Görüşmeler bittiğinde saat 14.00ü biraz geçe idi ve Divan üyelerine sorduğumuzda seçimin 15.00 civarı başlayacağı söylendi. Bunun üzerine çok kuyruk olmadan oyumuzu kullanıp gidelim diyenler salonun kapı ağzında birikmeye başladılar. Kalabalığı gören şimdi başladı başlayacak derken saat oldu 15.30. Bekleyenler iyice yığıldı önce. Bir süre sonra nefes alınmaz hale gelen ortamda gerginlikler yaşanmaya başlandı. kalabalık yığıldıkça yığıldı. benim gördüğüm ikisi kucakta dört beş çocuk vardı kapı civarında.

VE SEÇİM…

Oy verme işleminin ne zaman başlayacağını kimse bilmiyordu. Oy kullanmak üzere imza veren 204 kişinin kimisi sinirlenip kimisi de işleri olduğundan dolayı ayrıldılar salondan. Kahve bitti, su bitti derken nihayetinde 17.30’da başlayan seçim saat 20.00’ye kadar sürdü. Daha sonra oy kullanma işleminin başladığına dair sms gönderildi fakat o da yetmedi gidenleri geri getirmeye. Kimi arkadaşlar mesajın yanlış ya da geç gönderildiğini düşünmeleri ise en enteresan olanıydı. Ben dahi artık nerede bu Sinan (Ercan) dediğimde öğrendim ki o da YSK üyeleri ile pusula konusunu çözmeye çalışıyormuş. Ben sürekli bir içeri bir dışarı yer yer katlar arası broşür dağıttığımdan müdahele ettiğimde geç kalmıştım. Daha doğrusu insanların artık sabrı kalmamıştı.

Sonuçta 4340 kayıtlı üesi bulunan İRO’nun 3421 kişinin bulunan seçmen listesinden 897 adedi oy kullanmak üzere salona geliyor ve 204 tanesi pes edince geriye kalıyor 693 adet oy kullanan kişi. Bunlardan 355 kişi Hakanderken 312 kişi de Sedat dedi. Yani fark 43 kişi.

Yönetim Kurulu listeleri itibariyle bakarsak Eğinlioğlu ‘nun liste başarısının daha yüksek olduğunu vurgulamak gerekir. Dileyenler eline kağıt kalemi alıp hesaplayabilirler. yüksek çözünürlülükteki fotoğraflar bu linkte :http://www.rehbergundemi.com/an-an-istanbuldan.html

ŞİMDİ HASAN BARIŞ NE YAPACAK?

Peki Hasan Barış neden daha çok oy alabilecek iken Sedat Bey’in delege listesine girmeyi kabul etti ve kimilerinin deyişi ile neden kendi ile çelişti(!) bundan sonra ne yapacağım onu da iki satır ile ifade edip bitireceğim.

Öncelikle Cami Saray Müze Trafik kanallarındaki paylaşımlar tam yol devam edecek. Kısaca IMB olarak adlandırdığımız entellektüel dünyamızı zenginleştirecek Interaktif Mesleki Buluşmalar devam edecek Pertev abi iddialı olduğu akılları baştan alıcı bir konuyu işlemek ister bakalım hayırlısısmile emoticon döner dönmez müzakeresini yapacağız. Bir de bizden esinlenerek dünkü konuşmaların bir kısmını periscopetan CANLI yayınlanması mutlu etti bizleri ve dahası doğru yolda olduğumuzu hissettirdi. Esin kaynağı omaya devam edeceğiz değil mi Togay smile emoticon

Ayrıca tam da başında olduğum bir yüksek lisans programı var ki Adnan hocam başımda bekliyor vaktimin önemli bir kısmını ona ayıracağım. Ve dahası yılbaşı itibariyle yoğunlaşan tur programım var boşlamaya gelmez.

Ve en çok sorulanı en sona sakladım. Neden YK üyeliği adaylığında olduğu gibi delege adaylığında bağımsız kalmadım ve Sedat Beyin listesine girdim?

Öncelikle belirteyim evvelce planlanmış değildi. Gerek öncesinde gerekse 18 Aralık gecesi yaptığımız görüşme esnasında delege listesinde olma teklifini ettiği anda genel kurulda bahsettiği noktalardan zaten haberdardım. Nihayetinde benim gözümde Bornovalı hoca şahitlik ettiğim rehberlik tarihinin tartışmasız en değerli simasıdır ve gelen teklif de onun delegeliği teklifidir. Evet mükemmel değildir her insan gibi hataları elbetteki olmuştur. Seçimi kaybetmiş de olabilir fakat bunlar onun değerinden bir şey kaybettirmez. Her aklı selim rehber bu gerçeğin zaten farkındadır. En fazlasından varsa bir bedeli ödenir biter. Dostluklar baki kalır.

2013’de Şerif Beyin listesinden delege seçilmeme rağmen yaptığım en sert muhalefeti bile hoş görerek şahsıma karşı tavrını asla bozmayan Sedat Bey’in bugünkü başkanın gösteremediği yürekliliği göstermesi ve olası risklerimle kabul etmesi beni memnun etmiştir. Benim için bundan daha değerli başka bir şey yok sevgili arkadaşlar. Gerçek bundan ibaret.

Son olarak oyumu da verdiğim Ahmet Mümtaz Maden hocamız ile Naile Bars meslektaşıma gönülden başarılar dilerken diğerlerinin de hayal kırıklığı yaratmamasını umarım.

Yılın en uzun gecesi 21 Aralıktan aydınlık geleceğe selam olsun..

Kalın sağlıcakla

Hasan Barış

CEVAP VER