Ya erken demans (bunama) belirtileri gösteriyorsunuz sayın Başkan ya da çok üzgünüm ama her şeyiniz koca bir yalandan ibaret

0
1002

   Eskisi, yenisi, mekteplisi, alaylısı, her dilden, her siyasi görüşten, samimiyetle düşünüp açık sözlülükle kelam eden tüm meslektaşlarıma sevgiler, selamlar…

 

Giriş

  2007 den bu yana dahil olduğum meslek hayatımda o kadar çok mevzuya şahit oldum, gerek yakından gerekse uzaktan değerlendirme şansı buldum ki nihayetinde farkına vardığım gerçekler (1) samimiyet yoksunluğu, (2) özü sözlü bir olmaktan erinmenin ve (3) riyakarlığın tahmin edildiğinden çok daha yaygın olduğudur. Bundan ötürü artık kararlarımı kendi başıma almak yerine samimi olduğuna inandığım, açık sözlü olduğunu bildiğim ve içi ile dışı bir olan bir grup meslektaşımdan oluşan bir kitleye danışarak alıyorum.

  Burada, bu camiada sesi çok çıkanlardan başka suskun kalıp izleyen binlerce kişi olduğunu biliyorum. İşte bu metinde de ulaşmak istediklerim bu suskun kalmayı tercih ederek izleyen meslektaşlarım olacak.  Her ne kadar soruları mevcut başkana soruyor gibi görünsem de amacım aslında bu sessiz çoğunluğun aşağıdaki hususları sorgulamasıdır.

  Zira erken bir demansın (bunama) belirtileri değilse sayın Eğinlioğlu hâlâ gerçekleri söylemiyor, söyleyemiyor.

Asıl konu 

  Ya erken demans (bunama) belirtileri gösteriyorsunuz sayın Başkan ya da çok üzgünüm ama her şeyiniz koca bir yalandan ibaret.


Sosyalist(!) başkan Istanbul Rehberler Odasını bir şirket gibi algılıyor olsa gerek ki bizlerin aidatlarını bizim hizmetimize harcamak yerine biriktirip faize repoya yatırmışsınız. 

  Peki gelin bir bakalım, 6326 sayılı turist rehberliği meslek kanunun odaların görevlerini düzenleyen 8. Maddesi ne diyor beraberce görelim;

6326 Sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu
8. Madde

(3) Meslek kuruluşlarının görev ve yetkileri şunlardır:

GÖREV 1

a) Üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak ve mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak.

  Yapıldı mı? Hayır!


  Fakat Doğrudur, maliyetsiz işleri çekinmeden yaptınız. Mesela meslektaşların açığını aramak konusunda çok ama çok çalıştınız.

  Özellikle Istanbul’daki meslektaşların eksiklikleri bulunurken 740 bin liralik bütçeyle bizleri çok daha ileri götürüp bu eksiklerin tamamlayabilecekken bankada repoda tutmayı tercih ettiniz.

  Kendi meslektaşlarını bir çeşit düşman gibi algılayarak her türlü açığını arayıp bulmakta uzaklaşmaktan başka bir şey -ne yazık ki- yapmadınız. Mesela YK üyeniz hakkında Istanbul Cumhuriyet Başsavcılığında 2017/193143 Hz. Numarali dosyada neler olduğunu paylaşmayı hiç düşünmediniz. Hadi o iş yargıda diyelim, bundan muzdarip olan Hakan Kutlu meslektaşımızın başvurusu üzerine Ankara 3. İdare Mahkemesi Esas No:2018/483 Karar No:2018/1456 olan dosyadan aldığı kesinleşmiş karardan da haberiniz yoktur muhtemelen. 

Peki, Yılmaz Kalyoncu meslektaşa yönelik usulsüz denetim yaparak ilgili evrağın kaybolmasından da haberiniz yoktur sizin. Korkarım yine gerçekleri söyleyemiyorsunuz. 

Yok ama olur da biraz samimiyet kaldıysa o dar çevre dışında bir kişi çıksın desin ki ben son üç yılda işimi kolaylaştıran, herkese eşit mesafede kalan bir oda gördüm , bana insan gibi davranan bir yönetim gördüm! Diyemezsiniz… Çünkü o ilkeye sahip değilsiniz…

  Kendi yönetim kurulu üyeniz aidatını ödemeden çalışırken nasıl oluyor da 2017 ve 2018 yıllarından itibaren aidatlara gecikme zammı uygulayarak odayı, telefon faturasına faiz işletmeye benzeyen bir anlayışta yönetmeyi başarı olarak addedebiliyorsunuz?  (bakınız: IRO Denetleme Raporu)

Aidatını ödemeden çalışan meslektaşa meslekten mene giden sahte imza ile tutanak tutarken, yine aynı yönetim kurulu üyesinin ödemeyi unuttuğu oda aidatı için “Bankada aksama olmuş” diye bahane üretebiliyorken, bundan sonra “bankada işlemim aksamış” diyen meslektaşlara da otomatik olarak çalışma kartı almaya hak verecek misiniz?


GÖREV 2

b) Mesleğin genel menfaatlerine ve ulusal turizm ve tanıtım politikalarına uygun olarak ifa edilmesini ve gelişmesini sağlamak.

  Yapıldı mı? Hayır!


  Burnunun dibindeki EMITT e gidip basit bir stand açmak bir yana ziyaret bile edemiyorken nasıl tekrar aday olabiliyorsunuz inanın anlamakta güçlük çekiyoruz.

  Başka bir odanın nüfuz alanındaki vilayetten (bulunduğu ilden bile izinsiz dışarı çıkması yasak olan) bir devlet memuru akademisyeni yönetim kuruluna ithal etmiştiniz. O yönetim kurulu üyenizin bir tane olsun makalesi görememiş olmamız da sizin başarılarınızdan biri olsa gerek.

  Yine, 2 Şubat 2017 tarihinde size 5 gün öncesinden haber verilmesine rağmen Cumhurbaşkanlığı davetine, ayda 7 bin 500 lira maaş almanızın nedeni olan Istanbul Rehberlerini temsil etme görevinden neden imtina ettiniz? Kaçaklarla ve dijital ortamlardaki mücadeleyi gece yattığınız istihare rüyalarında mı yürütmeyi denediniz? 

GÖREV 3

c) Meslek mensuplarının birbirleri ve halkla olan ilişkileri ile mesleğin icrasında dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere; meslek etiğini ve disiplini korumak, turist rehberleri arasındaki haksız rekabetin önlenmesi hususunda gerekli tedbirleri almak, turist rehberlerinin yetiştirilmesi için kurs, seminer ve eğitim programları düzenlemek, meslek konusunda araştırma ve incelemeler yapmak.

  Yapıldı mı? Hayır!

 Bu başlıkta yazacaklarıma kadar hala hafızanız yerine gelmediyse mesele değil zira daha devamı var.

  Bir kere bugüne kadar yaşadıklarımızdan çıkardığımız ilk sonuç, Dürüstlük” kavramı ile “Eğinlioğlu” adının aynı cümle içinde geçmemesinin gerektiği. Bunda bir kere anlaşalım.

  Elinizdeki mavi dosyayı -erken bir demans belirtisi olarak unutmadıysanız- biz size hatırlatalım; o dosyayı içinde yolsuzluk belgesi var diyerek sadece o genel kurul günü değil, sizin samimiyetinize inan onlarca insana birebir ortamlarda da dile getirdiniz. Bunları görmek isteyenlere açıklayacağınızı söyleyerek çocuk oyalar gibi oyaladınız. O koltuğa oturur oturmaz da ilk önce o kandıramadıklarınızın da üzerine yürüdünüz, yürüttünüz. Hatırlasanız da hatırlamasanız da bu dünyada adalet dene bir şey varsa er ya da geç bunun bedelini ödemelisiniz.

  Alacaklarını farketmeden devraldığınız kasada ne kadar olduğunu TUREB raporundan öğrenecek kadar hafızanızı kaybetmişssiniz. 


  Rehberlerin yetişmesi için son üç yılda adına Bizans diyemeden bilmem kaç yüz liraya sattığınız bir programı gerçekleştirdiniz evet. Oysa o ücretleri zaten aidat diye peşin peşin ödemişti meslektaşlarımız. Göreviniz hizmeti üretip sunmaktı, satmak değil. Siz bunu da unuttunuz sayın sosyalist(!) başkan.

  Bir de hatırlıyorum da ne güzeldi o akademik dünyanın en önemli isimleri mesleğimizin ve yöneticilerimizin itibarı nedeniyle bedelsiz hizmet veriyorlardı. O hesaplarda farklı bir şey gördüyseniz bize yalan söylenmiş demektir. Bu konuda nelere ulaştınız, hatırınızda ise açıklar mısınız?

GÖREV 4


ç) Bakanlıkça istenilen konularda görüş bildirmek.

  Yapıldı mı? Hayır!


  Farkında değilsiniz belki son üç yıldır bu mesleğin en büyüuk odası, lokomotifi Istanbul Rehberler Odası başkanıydınız. Bizi temsiliniz Sheraton hotelin tanıtım videosundaki gibi olacak idiyse iyi ki başka yerde temsil etmediniz. Videoiçin tıklayınız. 

  Ayrıca 2 Şubat 2017 tarihinde Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan davet sizlere 5 gün öncesinden haber verilmesine rağmen iştirak de etmediniz. Elde size yapılan yazılı bildirim olmasına rağmen “TUREB bize haber vermedi” diyerek yine gerçeği söyleyemediniz.
GÖREV 5


d) Bu Kanun ve ilgili mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmek.

  Yapıldı mı? Hayır!

Sonuç 
  Bu platformun sesi çıkmayan Rehberleri, yukarıda odamızın 2016 – 2018 yılları arasında kanunun öngördüğü şartlara harfiyen uygun çalıştığını gördünüz. O kadar uygun çalıştılar ki onları iktidara taşıyan toplumcuları bile doğduklarına pişman etmeyi başardılar.

  Peki maddeler arasında “oda yemesin içmesin hizmet etmesin kendine mülk alsın arada da hanutunu da alsın” maddesi gördünüz mü? Ben göremedim!

  Meslek odalarının görevleri arasında mülk edinmek yok. Bu olsa olsa en fazla ikincil amaç olabilir. Esas olan birincil amaç üyelerine HIZMET ETMEKTIR. 

  Gereksiz facebook mesajlarıyla meşgul olacağına sayın başkan “vakıflar genel müdürlüğünden bir yer edinip de neden “banka görünümlü” diye eleştirdiğiniz o mekandan bizleri çıkarıp (bir sosyaliste yakışacak şekilde) örgütlenmenin önünü açacak bir lokal sahibi etmediniz” diye sorasım geliyor ama korkarım ki derdiniz 3 yıl daha maaş almaktan ibarettir.

  Bize tok başkan lazım arkadaşlar. Lam’ı cim’i yok. Bize tok başkan lazım. 

  Ya erken demans (bunama) belirtileri gösteriyorsunuz sayın Başkan ya da çok üzgünüm ama her şeyiniz koca bir yalandan ibaret.

Hasan Barış Partal